Kayıtlar

Ahh bahar..

Resim
  Ahh bahar! Kutsal bir devinimle yankılanıyorsun..  Tereddütsüz bir ahenkle esiveren rüzgar zamanla yarışıyor bu ara, savuruyor kaygısızlığın uysal eteklerini. Biliyorum, bahar öyle sakince sunmayacak elbet inceliğini, rengarenk giyinipte salınmayacak ansızın; imrendiğimiz o zarif endamıyla karşımız da. Esecek gürleyecek gökyüzü, titretecek, üşütecek, ürpertecek belki. Köklerin sağlamlığını sınayacak, 'onar' diyecek dayanamam diyenleri, uyaracak tutunmaya mecali kalmayanları, kırılma ihtimalli eşikleri zorlayacak. İnce ince dokunan o zerafet belleğe işlenirken; doğa, varolmanın zorlu sınavlara karşı dayanıklılık gerektirdiğini anımsatacak.  Mevsim yenilenmeye, arınmaya, soğuyan tonları terk edip göz alıcı renklere bürünmeye muktedir. Toprak gerinerek uyanacak derin uykusundan. Yürüyecek su görünmeden kimselere, usul usul. Kökler suya kavuşmanın coşkusuyla yeşil urbalar giyinecek ağaçlar, kırmızı, mor, pembe gülümseyecek doğa, göğün ve denizin mavisiyle buluşacak. ...

Kış Döngüsü

Resim
şubat/2026  geldi çarptı yine ömrümüze bir kış senfonisi daha. özlediğim/iz o bol yağmur geçişli, mevsimin yakışığı  ama istanbul'da pek görünmeyen kar beklentisinin de eşlik ettiği aylardayız. ve tabii soğuğu, karanlığı ve griliğin hakimiyeti ile ablukaya alınmış gökyüzünü hiç iç açıcı bulmayan insanların, ön yargıyla yaklaştığı aylar. yazcılar ve kışcılar olarak burda ayrılabiliriz elbette, ayrılıyoruz da..fakat unutmamak lazımdır ki nadas zamanları bu, tabiat kadar insan doğası için de gerekli olan dinlenme anları.. an'lar yaratıp, güzelleştirmeye çalıştığımız günler.. insanın her günü aynı güzellikte geçmez ama değil mi? hatta ortalamayı bile, istesekte tutturamadığımız, bazen mutsuz olmamız gereken günler vardır, hani içe dönüş gerektiren zaman dilimleri. battaniyeyi sığınak yaptığımız, bir kitap okuduğumuz ya da okuduğumuzu sandığımız saatler, kahvenin ve çayın buharına dalıp gittiğimiz, uzun uzun yürüdüğümüz vakitler. bazen de anlamsızca, döke saça, gelişi güzel karalad...

Susuyoruz Usulca...

Resim
Kendimi dinlemiyorum uzun zamandır, bir sesim vardı evet! Duymuyorum şimdi, duyamıyorum.. Zaman içinde yükselip alçalan, çekişen ve çelişen, gülen kelimeleri süsleyen, merhametli, kimi öfkeli kimi şefkatli bi sesim vardı, burada ya da buralarda bi yerlerde, benimle mi hala bilmiyorum ama.. Yürüdüğüm sokaklar da fısıldıyor bazen, konuşuyor kaldırımlara, caddelere, yaya geçitlerine, insan yüzlerine sesleniyor yüzlere! Not düşüyor zihnim yazıyorum içime.. Tabelalarda ki yol işaretleri hep içe doğru, yasak diyor sola dönüş, soluksuz bırakır sağ virajlar.. kırılıyor içe doğru.. aksayan kelimeler yol boyu hep, aksanları kırık, yamalı dili..sorgusuz efkâr, teklifsiz yankı.. taşan söz ağrım, batan göz aşinam, fısıltılar eşliğinde konuşuyoruz..sus bohçam savrulan taşa, içe doğru hep bata bata, savruldukça susuyor, susuyorum, susuyoruz..dilimiz damağımız kuru, kupkuru bir yokluk, bir eksiklik susuzluk...elimden kayıp gittikçe; yüreğimden düştükçe sevdiklerim, can ağrısı harlandıkça içte, içten, ...

18. İstanbul Bienali

Resim
  Eylül ve Ekim...Sanat soluyan mevsim..18. İstanbul Bienali ile nefesimizi hissettiğimiz anlar yakalıyoruz.. Renklerin hükmünü, resimler ve fotoğraflar arasında gezinirken izlemek, incelemek, yeni soluklar keşfetmek ruhumuza nasıl da iyi geliyor değil mi? Christine Tohmé'nin küratörlüğünde Üç Ayaklı Kedi başlığı ile farklı sergi alanları ve mekanlar da ziyarete açıldı.. Galata Rum Okulu, Fransız Yetimhanesi, Eski Külah Fabrikası, Zihni Han, Muradiye Han, Galeri 77, Elhamra Han ve Meclis-i Mebusan 35 sevgilerin ilk ayağı olan 20 Eylül-23 Kasım tarihleri arasında ücretsiz olarak sanatseverlere ev sahipliği yapıyor.  Eski Fransız Yetimhanesi bahçesinde açık havada gözlemlerken tarihin dokusuna uzanmak etkileyiciydi..

Nasılsın?

Resim
  gün ve güneş..öyle batarken usul usul, seyre dalıyorsun insanlığı ve yaşam dediğimiz döngüyü, öyle sessiz, öylece çıt çıkartmadan.. nasılsın toprağı yurt belleyen sol yanım? nasılsın? suskunluğunu sineme çekip konuşalım dedim, içimden ve sözsüz.. savruluyoruz baba kavruluyoruz zannımca, hissetme diye nehirler çoğaltıyor gözüm, ciğere doğru bir çağlama ki bu, hep olur olmaz zamanlar da yakalanıyorum sele..kapılsam diyorum katılıp karılsam suya götürür mü beni sana bilmiyorum ve yutuyorum tonlarca suyu, yudum yudum..  eksilmek böyle demek ki işte, cam önünde büyürken billur rengi hayallerimiz; düş kırığı zamanlara tanıklık ediyor, sanık sandalyesinde ki ömrümüz.ve alışmak tek çaremiz.. gittiğinden beri sana sözler, sana şiirler biriktiriyorum. elimden gelen bir tek toprağını severken konuşmak bir de yazılara tutunmak oluyor artık ve koca bir boşlukta savrulmak.. sen yine de duyma bunu, iyi ol..nasılsın baba? ~~ biliyorsun dimi? sen bir har'sın, kezzapla sökülmüyor koparılan ka...

Zamansal Algılar

Resim
 Bu aralar neredeyim?  hayata bakar oldum yine, bir havalarda dolaşıp, bir diplerde gezinip duruyor ruhum.. Kalem ve kağıtla oldukça haşır neşir vals ediyorum. Boyalarımı da ihmal etmiyorum tabii..Sorular üretiyorum. Daha doğrusu her zaman kendime soracak bir soru bulmakla sıyırada biliyorum.. Hayatıma tepeden bakıp izliyorum, bi huşu hali, yoga başımın belası olmuş olabilir.. Hayal kurmayı unutmuyorum bu arada. Yüreğimin günlük sıkıntılarla kararmasını engelliyorum.. Biraz gevşetsem elimi gidecek parmaklarımın arasından sözler diye düşünüyorum.Bir sürü de kitap yığdım ki az daha boğulayım diye ).. Arada yine delirebiliyorum, o içimde ki çocuk susmaz ki, susmasın da... Bir yer var ediyorum bazen, göz kapaklarımın ardında, kaçıp kaçıp ziyaret ediyorum. Kimseler duymasın diye, zihnimde ilerliyorum oraya, gönlümün parmak ucunda…Dalıp gittiğim de gözlerimle beraber, gece iniyor usul usul… Siyah, saten bir örtü gibi örtüveriyor hayallerimin üzerini… Kayıp gidiverecek diye korkuyor...

Toprağın eli nasıl öpülürdü ki?

Resim
babasız nasıl kalınırdı ki? düşünmediğin yerde yakalanıyorsun tufanın kızgın kumlarına. hakikati sancılı bir şekilde anlatıyor hayat dediğimiz bu düş kuyusu..nefesini duyamadığım ilk babalar günü.. ve ben, uzun yollara çıkıyorum şimdi seninle ve sensiz..yönümü, nereye gittiğimi sorma,              inan ben de bilmiyorum...avuntusuz bir hasat mevsimi, zamansız eflatun bir yarasın ama yolculuğum da bunu biliyorum.. cana musallat bir toprak büyütüyor bizi, suluyor köklerimizi, gözümüz gibi bakıyoruz, içimize baktığını unutarak..özenle bellediğin yerlerdesin, tohumsun, serpilecek dalların sessizce taa bize, bizse burada darası alınmamış acının ağırlığıyla, uzanacağız uyanmak istemediğimiz kollarının şefkatine.. adın dilim de ulu bir alfabenin ilk harfleri, kadim bir ağıt bugün, gün, maya tutmayacak sızılı akranı yaşımın..ilk konuşu kederin dudak kıvrımıma, mıhlanıp kalası..farz kılınışı yüce gökten..  toprağın eli nasıl öpülür? öğretmedin, bak bunu da...

varla yok arası

Resim
sesler uzaklaştı tanrım, derinde ki değil, tenine sinip kalan sızıyı ne yana bırakıyordu insan? bileklerimden  topuklarıma sızan acıyı, kelimelere çöken yaşı ve şiire inen yası silmeyi öğrenmem için, yeniden doğur beni... dur biraz, gülümse diyor engin sular; durulurmuş gibi dalgası. ahkâm kesiyor çiviti griye bulanmış mavisiyle. yüreğimin bir ucuyla bakıyorum bölünmüş diğer yarısı ben de değil. kanayan bir rüyanın izinde uykulu elleri.. elleri aykırı zamanların peşinde ince kabukları yoğuruyor, elleri katmerli hisler doğuruyor sisler içinde.. soluk sarı fotoğraflara uzun uzun dalışların belleğimde; mahsun bir bakışa koca koca tufanlar sığacağını hatırlamayı istemediğim anlardan, inkarın göğsümüzü ferahlatacağını zannettiğim çağlardan ve alazın kor olabileceğine, durdukça köz olup, için için yakacağına kör olduğum zamanlardan.. yarası susan cümleler öğreniyorum, harlı ateşte altı kısılmayacak çetin bir savaş. .ortasında kaldığım enkazdan seslenip, 'özledim' desem gelir misin şi...

Savruluş

Resim
  'iyiyim'...adresine ulaşmış bir sızıdan arta kalan mahşer ortası sayıklaması... 'iyiyim'... katliam mahallinin ortasında yatan soluk benizli maktûlün son sözü..   hazin bir mezar gibi kaldığınızı hissettiniz mi? hissediyorsunuz, bazen.. sökülecek sabahları seherde yok sayıyor gibiyim.  çaresiz bir savruluş bu sanırım, gerçekliği reddettiğin dünya da usulca kayboluş. öyle ya insan hep mutlu olacak değil ya.. hayat ile savaşırken kırk ikindiler yağmalıydı üzerine, biraz tufan bazen alabora olmalıydı.. yol uzun yer yer çalılık, kimi zehirli sarmaşık, kimi dikenli güller.. esintilere bırakmak kendini..sessiz patikalar da ilerlerken ne yana dönerse ağaç dalları o tarafa yöneliyorum bu aralar. rüzgâra eğimli ve o rüzgarın fısıltısına meyilli...öksüz harfler döker gibiyim.. eksildi bir yanım. kayıp bir zaman zangocu ipleri bırakmıyor, üstümden bulutlar geçiyor.. geçiyor ama buhran üzgüsünü dağıtmak istemiyor gibi işte, o esinti, koparıyor aklın bağlı olduğu halatları...za...

Ruh Senfonisi

Resim
ru h senfonisi  imgeler kalabalıklığı hakikat algısının realitesini ele geçirmeye başlıyorsa, orada anlatılması gereken hikayeler birikmiştir.... düşünceler beliriyor saçlarımın iç içe geçmiş beliklerinde. örgülerinden çözülürken devrildiği dizlerimde, aklımın izlerine, eski ninniler mırıldanıyor dilim..düz hayatların çetrefilli dişlilere takılma noktasında, halatların sarma hızını aklımın almadığını anlıyor, ipin ucunu bırakıveriyorum... belirsiz bir akşamüstü, kapı önü hikayelerini dinlerken mahalle teyzelerinden; mehmet'in ayşe'yi nasıl kaçırdığını, yağ kuyruğunda filizlenen sevdasının masum bir göz temaşasından doğduğunu hatırlıyorum, çocuk saflığımın hayreti ile...koparılan ekmeğin on çocuğa yetip,yüzlerindeki parıltılı ışığın tüm gün sürmesini.. küçük bir ses, pencere önü sessizliğini kırıp, dizlerime çekiyor aklımın iplerini.. tırmanmam gereken karşımda ki dik duvarlara aracı olmak için anımsatıyor kendisini. zirvede ne olduğunu bilmediğim, yüksekliğini kestiremediğim, z...

Mayıs güzellemesi

Resim
 ⊹ ⊱ ⊹ ⊱ ⊰ ⊹ ⊰ ⊹ hayatı dolu dolu yaşamaya engel olan düşünceleri, zaman zaman engellemeli ki insan, zihninin dışına çıkıp sonsuz olasılıklar zincirine halkalar ekleyebilsin.... durup dinlendiğin de sebepsiz olgular sandığın, bir çok yaratımın varoluşuna hazırladığın alt yapılar ile artçı bir yüzleşmeyle karşılaşacaksın...irkilme.. bir akşamüstü dinle gökyüzünü, atla bir bulutun sırtına, yüksel.. dinlemeyi ihmal etme.. gün batımlarına sığdırdığımız ne çok yük var aslında, ne çok sözsüz cümleler, ne çok sus'malar, ne çok çığlıklar... bize çizilen biz'den uzak hayatlar karmaşası.. sıkışıklığı...duy.. sağlık olsun, sağ olan siz olun...öz/__ ~23.05.21~

Dilsiz zamanlar....

Resim
   Bir uçtan bir uca kırıldı, yarıldı ülkemizin kadim toprakları... Bir gece ansızın, hep yakaladığı gibi hazırlıksız, sessiz, derin, sinsice... Kemiklerimize kadar kırıldığımızı hissettik. Kayıplarımız büyük ve o denli dayanılmaz oldu, herkes ve hepimiz için. Cennet mekanları, rahmetleri sonsuz olsun... Asla silemeyeceğimiz acılar koyduk sol yanımıza. Oysa güzel niyetler yüklediğimiz bir yıldı beklediğimiz. Kısa bir aydı Şubat, içinde doğumumu da barındıran. Bitsin istedikçe uzayan... Kolumuzu kanadımızı kıra kıra geçip gidiyor. Kapanmayan yaralar, kayıplar, hasretler bırakarak ardında...  Acılar... Bir ipe dizip kurutamayacağımız kadar yağmur yüklü, fırtına barındıran acılar... Suskunluklara saklayacak kimimiz, kimimiz ağıtlara, kimi çığlık olup yükselecek, kimi yazılara dökülüp şiir... Ben de yazanlardan oldum, gözyaşı, umutsuzluk, çaresizlik içerisinde kaleme sığındım...Bir şekilde dışa vurmamız gerekiyor dediği buydu sanırım psikoloji doktorlarımız. Unutmayacağız.. U...

Adresine ulaşmayan mektuplar

Resim
    Adressizdir bazı yazılanlar, bazı şiirler, bazı kelimeler... Safi yürek, rahatlasın, içinde biriken; her a'na dair irinler aksın diye yazılır. Yazılır ki yük olmasın yürekte...   Yazıyorum aylardır, olmuş, olacak, olmamış!a dair...Sağanak halinde yağan sözcükleri sihircesine takip ediyorum. Tek tek topluyorum şapkamın içerisine. Sihirbaz sûreti ile çıkacağı a'nı bekliyorum.    Şiirlerim de sen varsın, o var, ben, Ayşe, Ali...vb. tüm insanlık, evrenselliği bundan evlâ değil midir?Asi, çılgın, aykırı, başına buyruk bir beden de bu duygu hâlleri nasıl vuku buluyor? sormayın cevabı henüz netleştirilmedi, bilim dünyası üzerinde çalışmaya devam ediyor ) Yazmanın büyüsü ile dinginleşiyor aklım, ruhum, ellerim, bedenim. Ve bu odaklanmamı, kişiliklerimi keşfetmemi sağlıyor..Daha çok üzerine gitmeme gerek olmadan bir oda bir diğerine açılıyor, açtıkça çoğalıyorlar. Doğum sancısı çeken kelimeler susmasın, bırakalım oluk oluk aksın.. Bir kitap yolculuğu benim ki, varalı...

Zaman...sız...

Resim
Aziz Nesin'in; "İçindekiyle yetinen bu kalp artık sizi ne yapsın." dediği cümlenin yankısı ile savruluruz kimi zaman. Gürültü isteyen ruhumuzun, aksi tezahürüdür bu arzu. Kalabalıklar arasında yalnızlığa dalıyorsa gözleriniz, o benliğinizin 'kalk gidelim' deme şeklidir... Tamamlanmıştır an! Doymuştur ruh ve kapısını kilitleme vakti gelmiştir. Duyu organımızı dinleme zamanıdır...  Haydi gidelim ey kalbim... Sevgilerimle...

17. İstanbul Bienali

Resim
 17. İstanbul Bienali Başladı İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1987 yılından bu yana düzenlenen İstanbul Bienali, 17 Eylül'de başladı. 20 Kasım'a kadar ziyaret edebileceğiniz Bienal, Beyoğlu, Fatih, Kadıköy ve Zeytinburnu’nda yer alan 12 sergi mekânının yanı sıra, İstanbul'da 50’yi aşan sahaf, kitapçı, lokanta, sinema ve hastanelere ek olarak bir radyo istasyonunda izleyiciyle buluştu. Küratörlüğünü Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ve David Teh’in üstlendiği 17. İstanbul Bienali’nde, 500’ün üzerinde katılımcının 50’yi aşkın projesi yer alacak. Bienal katılımcıları arasında sanatçı, düşünür, yazar, şair, araştırmacı, mimar, radyo programcısı, balıkçı, aktivist, stand-up komedyen, kukla ustası ve müzisyenler de bulunuyor. 17. İstanbul Bienali mekânlarını, 17 Eylül–20 Kasım tarihleri arasında, pazartesi günleri hariç her gün, 10.00-18.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Bienal kapsamında Kanlıca’daki Sipahiler Ağası Mehmet Emin Ağa Yalısı’nda ziyaretçileriyl...

Hayata Keyif Katmak 🖌~2

Resim
  Duvarımda sınavım keyifle devam ediyor ama araya başka işler girince biraz ağır ilerliyor...hayatın hızına yetişemiyoruz galiba...ya da 24 saat yetmiyor da diyebiliriz...yavaş yavaş şekilleniyor aslında,  kadın figürü tamamlandı, büyük yapraklar ve çiçekler ekleyecek, yukarıdan sarkan palmiye dalları ile sarmaşık deneyeceğim. boyama işi kesinlikle terapi gibi, tasarlamak, renkleri karıştırmak iyi geliyor ruhumuza..ara verdim dedim sohbetin başında, evimin duvarına çizim yaptım boyadım )) güzel oldu,paylaşacağım bir ara söz... öz'den sevgiler...

Lezzet Durakları 1🍜

 Lezzet durağında bugün, İngiliz konsolosluğunun hemen karşısında yer alan tarihi Pano Wine Şaraphane'sini ziyaret ettik. Taksim'deki güzel şarap evlerinden biri. Tarihi dokusu, nefis peynir tabağı çeşitleri, farklı şarap seçeneklerine ilaveten kendi üretimi olan Pano şarapları, uygun fiyatları, servisin hızı ve kalitesi ile beğendiğim yerler arasında yerini aldı. Kendi Şaraplarından Pano Blush Pinot Noir ı denedik, hafif ve tatlı, içimi güzeldi. Ana yemek olarak makarna çeşitlerinden Tagliatelle Di Pano ile Pasta Dello Chef istedik, ikiside gayet lezzetli ve doyurucu idi...Kalite ve otantizmi bir arada bulabileceğiniz adreslerden biri olarak not alın derim.🍷 #panowinehouse

Evrim yahut Devrim✌️

Resim
 Sağlık denilince ilk aklınıza ne geliyor? Beden, ruh, akıl... Evet dilerim hepsi yerinde olsun hepimiz için... Bugün beden sağlığımız ile alâkalı kendi evrim sürecimi anlatmak istedim...Hadi bakalım iyi okumalar...  Malum pandemi illeti ile toplum olarak yeme,içme düzenlerimiz değişti, hareket alanlarımız kısıtlandı,sosyal hayatımız adına pek bir şeyin kalmadığı, durağan bir dönem geçirdik. Umarım biter! Ve bu süreçte bizler de hem ruhsal hem de bedensel olarak değişime uğradık. Şok dalgası geçtiğinde ki uzun sürdü; çoğumuz aynı değildi. O kadar hareketli ve yerinde duramayan biri olarak, 15 kilo fazlalığımla aynada ki bana bakakaldım. Biraz da nükteli söylemler, 'ne yaptın kendine toparlanman gerek!' dememi sağladı. İnanın ekstra hiç bir şey yapmadım, diyetisyenmiş (lütfen alınmayın, mesleğe saygımız sonsuz), zayıflama hapları, çaylarıymış vb... Sadece spor ve egzersiz yaparak yolcu ettim fazlalıkları. Vücudunuzu tanıyorsunuz, ona neyin iyi geldiğini ve gelmediğini biliyor o...

Hayata Keyif Katmak🖌 ~1

Resim
 Uzun zamandır boyanmayı bekleyen bir duvarım vardı. ihmal ettiğim yarım kalan bir iş tabii tahmin ettiğiniz gibi... günlük koşuşturmalar içinde ne çok şey ihmal ediyoruz değil mi? Sonbaharla birlikte yarım kalan tüm işleri bitirmeye karar verdim. küçük küçük yaptığım bölümleri buradan paylaşıyor olacağım, bu tür hobiler kendimizi dinlemede, kendi iç dünyamızın sesini açmakta büyük önem taşıyor bence, renklerin büyüsünde kaybolduğunuzu hissediyor, zamanı sıfırlıyorsunuz adeta. yapacağım figürleri hayal ettikten sonra çizimleri yaparak başladım işe. sonrasında rich ve cadence akrilik boyalar ile; gezdiğim yerlerde rastlayıp tek tek biriktirdiğim uygun fiyatlı boyalarla renklendirme aşamasına geçtim. niye uygun diyorum? çünkü hobi dünyamızı da vuran zamanlardan geçiyoruz. nerede rastlarsanız toplayın derim ben, her türlü kullanıyoruz neticede öyle değil mi? )) neyse ben işe koyulayım...