varla yok arası
sesler uzaklaştı tanrım, derinde ki değil,
tenine sinip kalan sızıyı ne yana bırakıyordu insan?
bileklerimden topuklarıma sızan acıyı, kelimelere çöken yaşı ve şiire inen yası silmeyi öğrenmem için,
yeniden doğur beni...
dur biraz, gülümse diyor engin sular; durulurmuş gibi dalgası. ahkâm kesiyor çiviti griye bulanmış mavisiyle. yüreğimin bir ucuyla bakıyorum
bölünmüş diğer yarısı ben de değil.
kanayan bir rüyanın izinde uykulu elleri..
elleri aykırı zamanların peşinde ince kabukları yoğuruyor, elleri katmerli hisler doğuruyor
sisler içinde..
soluk sarı fotoğraflara uzun uzun dalışların belleğimde; mahsun bir bakışa koca koca tufanlar sığacağını hatırlamayı istemediğim anlardan, inkarın göğsümüzü ferahlatacağını zannettiğim çağlardan ve alazın kor olabileceğine, durdukça köz olup, için için yakacağına kör olduğum zamanlardan..
yarası susan cümleler öğreniyorum, harlı ateşte altı kısılmayacak çetin bir savaş.
.ortasında kaldığım enkazdan seslenip, 'özledim' desem gelir misin şimdi?...
...özlem/
mayıs/otuz

Yorumlar
Yorum Gönder