Nasılsın?
gün ve güneş..öyle batarken usul usul, seyre dalıyorsun insanlığı ve yaşam dediğimiz döngüyü, öyle sessiz, öylece çıt çıkartmadan..
nasılsın toprağı yurt belleyen sol yanım? nasılsın? suskunluğunu sineme çekip konuşalım dedim, içimden ve sözsüz..
savruluyoruz baba kavruluyoruz zannımca, hissetme diye nehirler çoğaltıyor gözüm, ciğere doğru bir çağlama ki bu, hep olur olmaz zamanlar da yakalanıyorum sele..kapılsam diyorum katılıp karılsam suya götürür mü beni sana bilmiyorum ve yutuyorum tonlarca suyu, yudum yudum..
eksilmek böyle demek ki işte, cam önünde büyürken billur rengi hayallerimiz; düş kırığı zamanlara tanıklık ediyor, sanık sandalyesinde ki ömrümüz.ve alışmak tek çaremiz..
gittiğinden beri sana sözler, sana şiirler biriktiriyorum. elimden gelen bir tek toprağını severken konuşmak bir de yazılara tutunmak oluyor artık ve koca bir boşlukta savrulmak..
sen yine de duyma bunu, iyi ol..nasılsın baba?
~~
biliyorsun dimi?
sen bir har'sın,
kezzapla sökülmüyor
koparılan kabuğun izi,
öylece silinmiyor işte
kireç tutan alnımızın yazısı.
kulağımıza küpe diye aldanış takıp
yastık altlarına
yanlış çağlar tıkıştırmışız.
bir sana gülüyor
tam bu vakitler göğsümün perdesi
bu vakitler
dünya yeniden doğuyor..
biliyorsun dimi?
sen bir ay'sın
ve sis gözlerin,
çarpmadım bulutlara
ve dokunmadım gök bulutların
dudağına.
birikmiş yağmurlarla terkettim kenti
sözün de kudretli bi kusur sorgusu
sesin yerleşmiyor
kalbimin çatlaklarına,
uzaklığı
keskin lekeler bırakıyor...özlem/
~~eylül/yirmi dört

Yorumlar
Yorum Gönder